8 Ağustos 2017 Salı

ANKARA ŞİİRLERİ; Abdullah Çağrı ELGÜN


                                                     ANKARA ŞİİR KİTABI

Elinizdeki, “Ankara Şiirleri” adlı kitabın içerisinde isimleri geçen: mekanlar, yer adları, tarihî Türbe, Tekke, Mescit, Camii; piknik alanları, parklar, bahçeler, mahalleler, cadde ve sokaklar, konaklar, kişi adları, mekan adları, semt, köy, ilçe adları başkent Ankara’ya ait olup, bu kitapta yer alan şiirlerin konusu olmuş veya konulara kaynaklık etmiştir. Bunun dışında da başka şehir ve yöre isimleri kullanılmış ise de bunlar çok az olup kayda değer değildir.
Bir milleti millet yapan, onun kültürüdür. Kültür: şehrin, memleketin içinde yaşayan halkının yaşama biçimi, tavrı ve davranışıdır. Bu kültürü geçmişten geleceğe yazarlar, şairler, araştırmacılar, taşır. Ortaya koydukları eserleri ile hafızaya emanet edilmekten kurtarıp, içinde bulunduğu halkın öğretisine, beğenisine, istifadesine sunar. Gelecek kuşakların faydalanmaları için içinde bulunulan zamandan alıp zamanın ötesine taşır. Kültür eserleri de bir milletin hafızası, tarihe kazılmış mührü, başkalarına öğünç, kıvanç ve iftiharla göstereceği tapu senetleridir. 
Bir cemiyete, topluluğa, millete, devlete  “bizim” diyebilmemiz için buradaki mezarlıkların, Türbelerin, Mescitlerin, Camilerin, içindeki süslemelerin, desenlerin, oymaların, kabartmaların, minyatürlerin, figürlerin, erguvanların, ebruların; kapılardaki tokmakların, duvarlarında, minberlerinde, tavanlarında kullanılan desenlerin çizgilerin içinde yaşanılan milleti yansıtıyor, anlatıyor olması gerekir. Yani o milletin duyuş, düşünüş, hazları, zevkleri, zekası, zekasının kıvraklığı, işlekliği, dilindeki âhenk ve güzellikleri, millî şuuru, millî hafızasını, ruhunun yansımaları aksettiriyor olması lazım gelir. Geçmişten geleceğe taşımış bu sanatsal değerlerin yerli ve yabancılar tarafından büyük bir zevk, ihtişam, hayranlıklar ve heyecan içinde seyredilirken bu eserlerin: “Ben Müslüman Türk’üm!..” diye haykırıyor olması gerekir.
Eserlerin Müslüman Türk’ün duyuşunu, düşünüşünü, yaşayışını, zamanı kavrayışını ve anlayışını, inancındaki saflığı, temizliği, samimiyeti, güzelliği, zarafeti, inceliği, zekasındaki kıvraklığı, işlekliği pratikliği hissettirmesi, kendi halkının MÜHRÜNÜ ve TAPUSUNU taşıması  gerekir.
Bizim diyerek sahiplendiğimiz veya yabancıların Müslüman Türk’ün eserleri diyerek tereddütsüz kabul edeceği, söyleyebileceği bu ölümsüz eserlerin her biri bizim ülkemizi, şehrimizi, ilçemizi,  yolumuzu hayatımızı aydınlatan yıldızlardır. Bunlar var oldukça evimiz, yolumuz, hayatımız ve ülkemiz ziyadesiyle aydınlanacaktır. Onun için bu cevherler titizlikle korunmalıdır. Bu eserler bizim geçmiş ile irtibatlarımızı sağlayan, yüzleştiren, geleceğe köprüler kuran, zihnî ve ruhî tezahürlerin taşlara, duvarlara, ebrulara, şekillere, minyatür ve çinilere yansımasıdır; çünkü milletin topluluk halinde bir araya gelebilmesi için lüzumlu olan bütün unsurlar: “dil birliği, din birliği, tarih birliği, kültür birliği, duygu birliği,  ve ruh” birliğidir. Bunlar bir milleti tek bir vücut gibi ayakta tutan, kökü tarihin derinliklerinde  bir zincirdir. Bu eserler de bu zincirin halkalarından sadece bir kaçıdır. Bunu ortaya çıkaracak, ebedîleştirecek  olanlar  araştırmacılar, tarihçiler, yazarlar ve şairlerdir. Biz de bu ulvî gayeye hizmet edebildik ise ne mutlu bize…
“Ankara Şiirleri” adlı kitapta kulanılan isimler şunlardır: Ankara, Çankaya, Kızılay, Kurtuluş, Altındağ, Hamamönü, Hamamönü Meydanı, Hamamönü Sokağı, Mehmet Âkif Kültür Parkı, Mehmet Âkif Sokağı, Dustlu Sokak, Sarıkadı Sokak, Fırın Sokak, İnanlı Sokağı, Sanat Sokağı; Sarıkadıoğlu Mirzade Konağı, Beynamlızâde Konağı, Kabakçı Konağı, Kamilpaşa Konağı, Sarı Kadı Meydanı; Kültür Sanat Evi, Hamamönü Meydanı; Saat Kulesi; Hacettepe Camii, Karacabey Camii, Karacabey Oğlu Ahmet Çelebi, Mehmet Çelebi Camii, Sarı Kadı Camii, Tacettin Camii,  Hacı Musa Camii, Hacı Syyit Camii, Hacı İlyas Camii, Tezveren Sultan, Yalvaç, Uluborlu, Ankara Anıtı, Aktaran Kitabesi, Agustun Tapınağı, Agustun Kitabesi, Agustun Mabedi, Gençliğe Hitabe, Ankara Saat Kulesi,  Saat Kule Terası, Hitit Han, Ahiler Otağı, Kabirler…
Mavi Göl, Gölbaşı, Eymür Gölü, İncek, Seymenler, Botanik, Meclispark, Güvenpark, Kumrular, Lozanpark, Altınpark, Millîmüdafa,  Beypazarı, Kızılcahamam, Yedi Tepe,
Körüklü Çizmeler, Ağaç Oymacılığı, Cam Ustaları, Ebru, Çini, Fotoğraf Sanatları, Pamuk Şeker, Kağıt Helva, Karagöz, Hacivat, Meddah Oyunları..
Anıtkabir, Atatürk, Tandoğan, Tandoğan Meydanı, Beşevler, Bahçeli, Alpaslan Türkeş’in Kabri, Başkent Öğretmen Evi,  Şeker Öğrenci Yurdu(Sabancı), Gazi Üniversitesi, Tanrı Dağları, Başbuğ, Muhsin Yazıcıoğlu Kabri, Ankara Garı, Anıttepe, Maltepe, Demirtepe, Sıhhıye, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Opera, Ulus, Dikimevi, Cebeci, Çankaya,
Ankara 50. Yıl Parkı, Gençlik Parkı, Hergele Meydanı, Samanpazarı, Ulus Yokuşu, Eski Meclis, İtfaiye Meydanı, Ulus Meydanı, Hacı Bayram Veli, Hacıbayramveli Camii, Yunus, Ahmet Yesevi, Ahiler, Ahi Yakup Çelebi, Sinan, Succa, Melek, Şerafettin, Karyağdı, Tezveren, Köse, Haseki, Mecnun, Ferhat, Taşkent Caddesi, İstanbul, Ziyagökalp Caddesi, Kurtuluş Parkı, İkiz Hilton, Fidanlık Mahallesi, Beypazarı Kurusu, Kalecik Karası, Beypazarı Havucu, Şehit Ademyavuz Caddesi,,Yüksel Caddesi, Millî Müdafa…vb.
Bend Deresi, Tarihi Hamam, Ankara Kalesi, Engürü, Karyağdı Türbesi, Yörükdede Türbesi, Anafartalar, Ziraat Fakültesi; Emin Açar Dergahı, Ahiler, Bayramî Konağı, Kapalı Çarşı, Etnoğrafya Müzesi, Kale Çarşıları…
Tunalı Hilmi, Tunalı Hilmi Caddesi, Bülbül Deresi, Hilton, Karum, Kuğulu Park, Atakule, Hilton, Hilton Oteli, Cınnah Caddesi,  Kocatepe Camii, Meclis, Cumhurbaşkanlığı Köşkü… vb. isimler ve eserler bulunmaktadır.
Millî ve manevî değerlerimizin tezahürü olan ortaya çıkan bu: “ANKARA ŞİİRLERİ” adlı kitabı, tamamen Ankara üzerine yazılmış, bizi biz yapan değerleri yansıtıyor olması sebebiyle kayda değer ve tarihe altın harflerle kazılmış BİR TAPU SENEDİMİZ, SOM ALTINDAN KAZILMIŞ MÜHRÜMÜZDÜR… 

21 Aralık 2016 Çarşamba

ABDULLAH ÇAĞRI ELGÜN & Gazeteci, Şair, Halkbilimci, Araştırmacı - Yazar "KAYSERİ HALK BİLİMİ (Kayseri Tarihi ve Ağıtları) CİLT: 1

ÜRÜNLER HAKKINDA 

KAYSERİ HALK BİLİMİ KİTABI HAKKINDA

Kayseri Halk Bilimi adı ile yazılan bu kitap dört bölümden oluşmaktadır.

Kayseri ve yöresi halkı ağzından büyük zahmetlerle derlenen (Ağıt, Türkü Manî, Ninni, Bilmece, Bulmaca, Tekerleme, Fıkra, Masal) gibi ürünler alınmıştır. Derleme esnasında kaynak kişinin o andaki yaşı veya doğum tarihi, yaşadığı köy, kasaba, ilçe ve ili de birlikte verilmiştir. Bunlardan sonra da Kayserililerin yöremize ait olmasa bile söyleyip, okudukları örnekler halk ağzında yaşadığı şekliyle kaynak kişilerin ağız özellikleri değiştirilmeden yazıya geçirilmiştir.

Birinci Bölüm     : Kayseri’nin Etnik Yapısı, Tarihçesi, Ağıtlar

İkinci Bölüm       : Kayseri Türküleri

Üçüncü Bölüm    : Manî, Ninni, Bilmece, Bulmacalar

Dördüncü Bölüm: Oyun, Tekerleme, 

Beşinci Bölüm      :Fıkra, Masallardan  oluşmuştur.

Ürünler Hakkında

Her bölümle ilgili ilmî bilgiler verildikten sonra konunun örnekleri sunulmuştur.  

Kitapta verilen ürünler, kendini üzüntüden, ümitsizliğe kaptırmış bir milletin, çaresiz terennümleri tarzında söylenmiyor. Bunlarda gelecekten emin insanların ölen için duydukları sevgi ve acı vardır. Geri kalan mısralar, kaybedilen büyüğün hayatta iken gösterdiği kahramanlığı, yaptığı unutulmaz yararlılıkları birer birer sayıp döken, öleni öven, destan benzeri mısralardır.
Toplum hayatının izlerini üzerinde taşıyan; sevinçli, acılı, duygu ve düşünceleri dile getiren türküler ise antibiyotiklerden de tesirli halk ürünleridir. Bu ürünler bazan içimizi fıkır fıkır kaynatan; bazan coşturup, hop kaldırıp hop oynatan; bazan diyar diyar, ülke ülke dolaştıran, bizi içimizde kurulmuş bu dünyadan alıp başka  dünyalara, iklimlere taşıyan, başka sahillerde gezdiren ürünlerimizdir.  
 Bunları okurken, bazan bir dağın yamacından hışımla seslenen yiğitler  yiğiti Dadaloğlu;  bazan Bolu'nun Beyi'ne meydan okuyan Köroğlu; bazan bir tekkede Yunus oluruz...  Şairin dediği gibi:     
"Ne zaman kederden taşarsa için,
Türküler dökülür dudaklarından."

İnsan bir ideale, bir inanca bu köprülerden geçer, bu köprülerle millet ruhu kaynaşır. Bu köprüler aynı topraklar üzerinde yaşamıyor olsalar bile, bu türküleri  dinleyenlerin bu türküleri okuyanların ruhlarını birbirlerine ısındırıp yaklaştıran, birbirlerine bağlayan, birbirlerine kenetleyen köprülerdir.
         Bu millî değerler, kulaktan kulağa yayılarak sözlü ve yazılı ürünler olarak bugünlere ulaşabilen, milletleri yansıtan, milletlerin aynalarıdırlar. Millet ne zaman o esere bakarsa, o eserde kendini bulur. Hafızasını tazeler, yeni bir hayat bulur ve yeniden kendine gelir.
        Millet çocukları kültür, dil, din, tarih, bayrak ve aynı kubbe altında yaptıkları bu eserlere kendilerinden kattıkları yeni şeylerle zenginleştirip zaman ötesine yollarlar. Zamanın ötesinde, gelecekte bir gün birileri bu değerlere ihtiyaç duyulduğunda  halka müracaat edince görür ki kendisi orada, millet orada  yaşanılan bütün bir geçmiş acı tatlı; iyi kötü, güzel çirkin; devvasa, muazzam haliyye burada yatmaktadır  İşte, milletlerin şeref levhası budur.
        Hafıza sağlam olmazsa; insan gideceği yönü göremez. Rüzgarda direkleri  parçalanmış yelkenli gibi denizin ortasında kala kalır. Belki de boğulup kaybolur. Milletler de öyledir. Sümerler, Akatlar, Etiler’den bugün ancak tarihin tozlu sayfaları söz ediyor.
Etnoğrafya müzeleri, kitap müzeleri, tarihî abide, mabet, türbe, yatır, kümbetler, medrese, han,  hamam,  köprü ve kervansaraylar, mescid, cami ve külliyeler... Yüzyılların sert, soğuk kışına, acımasız rüzgâr ve yağmurlarına; fırtına, bora ve kasırgalarına; sel ve deprem  felâketlerine karşı koyarak asırlar ötesinden aşıp gelebiliyorsa değerlidir. Hem de uğruna ölünesi  bir değer... İşte bunlar bizim billur abidelerimiz, şeref madalyalarımız, imparatorluk tacımızdır... Bunlar bizim ayakta kalmamızı sağlayan yedibin yıllık varlığımızın garanti belgeleri, tapu senetleri, yedi iklim ve yerkürenin üzerine bileğin hakkı, alın teri ve inançla kazılmış mühürlerimizdir.            
Avrupa bu tapuları ellerine geçirebilmek ve bizim garantörlüğümüzü oralardan silebilmek için Mostar, Estergon, Kanije’yi, Silistre'yi; Araplar Escad kalesini yerle bir ediyor. Ayasofya'yı açtırmıyor... Kültür istilası ile benliğimizi yeryüzünden silmeğe çalışıyor.
 Diğer Ürünlerimiz
 Kayseri Mânîleri, bugünün dünyasında hayatın acımasızlığı, kahpeliği, kaypaklığı; feleğin  dönekliği, zalimliği; insanların riya, yalan dolan, sahte dost ve vefasızlıklarıyla; kimsesiz, caresiz ve dostsuz kalışlarıyla ilgili konuları barındıran bir emek ürünü,  dantel örgüsüdür. 
Bulmacalar ise hoşça vakit geçirmek, zaman öldürmek, oynamak, eğlenmek, kişiler ve devlet erkanları arasında gizliden haberleşmek, haber ulaştırmak, bilgide zekâda, hünerde, muhakemede, düşünmede, dikkatte, sürat ve zamanlamada üstünlük ve yarış kazanmak için söylenen edebiyat ürünleri olarak değerlendirilirler.
Bilmeceler eşya, bitki, hayvan, insan velhasıl canlı cansız bütün mahlûkatı içine alarak onların hareket, görünüş, yapı, gelişme, varoluşları; neden ve niçin  böyle olduklarına dair bilgileri barındırırlar. Bunlar çeşitli ipuçları, vererek insanları düşünmeye sevkeden, hatta onları düşünmeye zorlayan halk edebiyatı unsurlarıdır.
Söyleyeni kesin olarak belli olmayan ninniler, halk arasında anneler, büyükanneler, halalar, teyzeler ve hatta zaman zaman babalar tarafından da bir ezgi ile  söylenen  halk verimleridir.  
Oyunlarımız, bir cemiyet halinde yaşayan insanlarımızın, toplum karşısında nasıl ve ne şekilde tavır ve davranış sergilemeleri gerektiğini  Türk halkına öğreten millî kültür unsurlarıdırlar. Oyun, çocuğun bedenî, rûhî, zihnî  kabiliyetlerini geliştirir. Onu düşündürür, muhakeme kabiliyetini artırır. Çareler bulmayı, zamanında tedbirler almayı, zamanın değerini, ânî hadiseler karşısında apışıp kalmamayı, soğukkanlı olmayı, hazırcevaplılığı ve dikkatini bir noktaya odaklamayı, her an tetikte olmayı, kendi kendine yetmeyi, başkalarını idare etmeyi, toplulukla âhenk içinde olmayı, birlik beraberliğin önemini ve faydalarını, geçim ehli olmayı, grupla ve toplu hareketin yararlarını, psikolojik harbi, kazanmanın zevki yanında yenilgiyi de olağan kabul eder. Sabretmeyi, ümitsizliğe, bedbinliğe düşmemeyi, vazife mesuliyetini, kaide ve kurallara uymayı, disiplinli olmayı öğretir.
Tekerlemeler ise, kaynağı akıl ve mantık kurallarının dışında, hayâl mahsulü, bir kısım gerçek veya tamamıyla uydurma söz, hadise, vaka ve maceralardır. “Tekerlemeler” söz kelime ve ses benzerliğinden yararlanarak söylenen kısa hoş cümleciklerdir.
Özellikle gerçek hayat olaylarını, bu olaylardan çıkarılacak dersleri, kıssadan hisseleri, güldürmek, düşündürmek, bir nebze eğlendirmek, komiklik unsuru, nükte, mizah, tenkit, hiciv, eleştiri unsurlarıyla birlikte  veren  fıkralarımızdır.
Masalcılar ise toplum eğitimcilerinin baş mimarıdırlar. Toplumdaki pedagojik formasyon usulünce anlatılan bu masallar sayesinde tamamlanır. Geleneğe bağlı olarak anlatılan bu masallar hoşça vakit geçirmek, güldürmek, eğlendirmek, düşündürmek; eğitmek; terbiye  nezaket  gibi tavır ve davranış kazandırmayı  amaç edinir.
Günlük hayatımızı renklendiren, yaşayış biçimlerine renk ve canlılık katan Ağıt, Türkü, Manî, Ninni, Bilmece, Bulmaca, Oyun, Tekerleme, Fıkra, Masal ve benzerleri bir milletin, duyuş, düşünüş, hayat tarzı, nesneleri kavrayış biçimleri, ruh yapıları, inancı ve değer yargıları, geleneklerini sosyal ve medenî ölçülerde tanımak için o toplumun halk kültür ürünlerine bakmak yeterlidir
Kayseri halk kültürü günlük hayatın çetrefilli, karmaşık hengamesi içerisinde Kayseri insanının bilgi, birikim ve tecrübesiyle sağlamlaşmış kıvrak ve cin düşünüşünün bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır.
Kayseri  halk kültürü, Kayseri halkının zekâsının, dehasının, zihnî aktivitelerinin nasıl işleyiş gösterdiğine, hafızalarının tutarlılığına, muhteşemliğine, zayıf ve güçlü oluşlarına  dair geçmişten günümüze bizi aydınlatan önemli halk verimleridirler. Kayserili hayatı şen, neşe içinde dolu dizgin  yaşamak isterken, ruhunu neşelendirmek, zihnî faaliyetini artırmak ve kafasını işletmek ister.
Bu  ürünler yörede yaşayan insanların ürettiklerinin yanında herkesçe malûm ve bilinen   ürünlerden de  katkılar ve eklemeler yaparak gelişmesini ve varlığını devam ettirmektedir. 
İşte bu kitap, kaybolmaya yüz tutmuş millî değerlerimizin ölümsüz abidelerini büyük uğraş ve zahmetlerle bir araya getirmeyi başarmıştır. Şüphesiz kusurlarımız vardır; bunlara inat bu kıymet değerlerimizin kaybolup gitmesine gönlümüz razı olmamıştır. Gayret bizden, hoşgörü sizden, takdir Allah’tandır.
                                                               Abdullah Çağrı ELGÜN

YAZILARIMIN YAYINLANDIĞI KİTAPLAR: ABDULLAH ÇAĞRI ELGÜN & Gazeteci, Şair, Halkbilimci, Araştırmacı - Yazar




1 Aralık 2015 Salı

AKKIŞLA ve YÖRESİ AĞIZLARI; ABDULLAH ÇAĞRI ELGÜN


AKKIŞLA ve YÖRESİ AĞIZLARI
ABDULLAH ÇAĞRI ELGÜN
KAYSERİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KÜLTÜR YAYINLARI NO: 45 
ISBN: 975-8046-45-4
SAYFA SAYISI: 232
EBATI: 18X24  
BASKI: KAYSERİ,2005
FİYATI: 15.YTL
ADRES: MUSTAFA KEMAL PAŞA BULVARI  no: 15  
KOCASİNAN/KAYSERİ TEL.0352 222 89 60
İSTEME ADRESI: Abdullah Çağrı ELGÜN 0532 233 14 13
Bu kitapta, KAYSERİ/Akkışla İlçesi ve yöredeki töreye, inanca dair yaşayış biçimleri, ilçe köyleri ve Türkmenlerinin hayat tarzı, söylediği türkü, mâni, ninni, bilmeceler, bulmacalar, deyimler, atasözleri, halk hikâyeleri, anlattıkları fıkralar, tekerlemeler, yöre kaynakları tek tek derlenerek hazırlandı. Bu kitap etnoğrafya ve halk bilimi çalışması yapanlara  büyük bir  kaynak teşkil edecektir. İçanadolu, Türkmen köy ve ilçelerinin ahvâlini öğrenmek isteyen araştırmacılarla, her türde tez çalışması yapanlar (lisan, yüksek lisans, doktora) ile halk bilimi çalışmalarına önemli bir kaynaklık etmektedir.

EŞEKLİ KÜTÜPHANE (TÜRKİYE’NİN İLK KÖY KÜTÜPHANESİ) ABDULLAH ÇAĞRI ELGÜN



EŞEKLİ KÜTÜPHANE
(TÜRKİYE’NİN İLK KÖY KÜTÜPHANESİ)
ABDULLAH ÇAĞRI ELGÜN
BİZİM GENÇLİK YAYINLARI NO: 67  KAYSERİ 
ISBN: 975-7344-67-2
SAYFA SAYISI: 294
EBATI: 18X24  
BASKI: KAYSERİ Ocak, 2005
FİYATI: 15.YTL
İSTEME ADRESI: BİZİM GENÇLİK YAYINLARI NO: 67  KAYSERİ   VEYA  
Abdullah Çağrı ELGÜN 0532 233 14 13
Cumhuriyet sonrası,Türkiye’nin ilk köy kütüphanesinin nerede kurulduğu, kitap kampanyaları, kütüphanenin kurulması esnasında verilen mücadele anlatılıyor. Bu kitap çerçevesinde Türk geleneklerinden imece, birlik ve beraberlikteki fazilet ve kalkınmanın temelinin atıldığı köyde geçen hadiseler ve örnek bir öğretmenin Türkiye’nin ilk köy kütüphanenin açılışını yapmak için gelen protokolü ağırlayabilmek için çocuğunun ölümünü bile hiçe sayarak protokolü ağırlamakta gösterdiği fedakâr ve acı dolu mücadelenin bir kısa özeti anlatılmaktadır.

DURAN KARAKUŞ’UN ŞİİRLERİ (YADELLER) (ŞİİR) ABDULLAH ÇAĞRI ELGÜN



DURAN KARAKUŞ’UN ŞİİRLERİ
(YADELLER) (ŞİİR)
ABDULLAH ÇAĞRI ELGÜN
KİTAP EBATI: 9X18
ISBN: 975-8352-17-2
SAYFA SAYISI: 42
BASKI: KAYSERİ,2001
EBATI: 9X18 
FİYATI: 7.5.YTL
BASKI  ve DİZGİ: LAÇİN LMT.TİŞ Talas Cd. Üzüm Ap Kat.1.No:2 KAYSERİ 2001
İsteme Adresi: Laçin Baskı Dağıtım 0352 222 19 40  veya Abdullah Çağrı ELGÜN 0532 233 14 13
Almanya’ya Köy Kalkınma  Kooperatifleri aracılığı ile giden Türk köyündeki sade bir vatandaşın ailesine duyduğu özlemler, gurbet acıları, Almanya insanlarının Türkler’e gösterdikleri saygı, sevgi, muhabbet ve sonrası bu kitapta dile getiriliyor. Gurbet işçilerinin dramını, özlemini ve vatan hasretliklerini öğrenmek isteyenler bu kitabı mutlaka okumalı.

ÇAĞDAŞ KAZAK ŞAİRLERİ ANTOLOJİSİ (ŞİİR) ABDULLAH ÇAĞRI ELGÜN

(4)
ÇAĞDAŞ KAZAK ŞAİRLERİ ANTOLOJİSİ (ŞİİR)
ABDULLAH ÇAĞRI ELGÜN
ISBN: 975-8352-30-X
SAYFA SAYISI: 282
EBATI: 18X24  
BASKI: KAYSERİ,2005
FİYATI: 20.YTL
BASKI ve DİZGİ:  LAÇİN LMT.TİŞ Talas Cd. Üzüm Ap Kat.1.No:2  KAYSERİ 2001  Tel: 0352 222 19 40  veya  Abdullah Çağrı ELGÜN 0532 233 14 13
İSTEME ADRESI: LAÇİN LMT.TİŞ Talas Cd. Üzüm Ap Kat.1.No:2  KAYSERİ 2001  Tel: 0352 222 19 40  veya  Abdullah Çağrı ELGÜN 0532 233 14 13
Bu kitap çağdaş Kazak şairlerinin hayatlarını, yazdıkları şiirleri ve esaret yıllarındaki fikir hayatını öğrenmek isteyenlerin başucu kitabıdır. Orta Asya Türk Cumhuriyetlerindeki müşterek fikirleri aktarması bakımından önemli bir eserdir. Bu kaynak Şiir Antolojisi, Kazak Edebiyatının çeşitli dönemlerini de yansıtıyor. Dönemin fikir hayatı ile birlikte Kazak şairlerinin Rus emperyalizmine karşı verdikleri  mücadeleyi de aktarmaktadır.